Header Ads

Flaş Haber

BATI AZERBAYCAN’IN KÜLTÜREL MİRASI: SİLİNMEYE ÇALIŞILAN TARİH, YAŞATILAN HAFIZA



Hazırladığım “Batı Azerbaycan’da kültürel mirasın tahrip edilmesi” konulu tezde, özellikle Azerbaycan halkının yüzyıllar boyunca yaşadığı tarihî topraklarda oluşturduğu zengin maddi ve manevi kültürel mirasın akıbetine dikkat çektim.

Batı Azerbaycan’ın tarihi yalnızca haritalarda kalan bir coğrafya değildir. Bu topraklar; Azerbaycan halkının hafızasında yaşayan köyleri, şehirleri, camileri, mezarlıkları, tarihî yerleşim alanları, taş kitabeleri, sanat eserleri ve nesilden nesile aktarılan kültürel hafızasıyla bir bütün olarak tarihî bir mekândır.

Tezde vurgulanan temel konulardan biri, Ermenistan topraklarında Azerbaycan halkına ait kültürel mirasın tahrip edilmesi, değiştirilmesi ve tarihî izlerin ortadan kaldırılmasıyla ilgili olgulardır. Bu süreç yalnızca tek tek anıtların fiziksel olarak yok edilmesi şeklinde değil, aynı zamanda bir halkın bu topraklarla ilgili tarihî ve kültürel hafızasının görünmez hâle getirilmesi sorunu olarak da ele alınmalıdır.

Camilerin, mezarlıkların, tarihî yerleşim alanlarının ve diğer kültürel miras unsurlarının yok edilmesi veya özgün görünümlerinin değiştirilmesi, bölgenin tarihî ve kültürel dokusunun çarpıtılmasına yol açmaktadır.

Kültürel mirasa yaklaşım, halkın tarihine yaklaşımıdır. Bir anıtı yıkmakla yalnızca taş değil, o taşın taşıdığı hafıza da hedef alınmış olur.

Bu açıdan konu, uluslararası kültürel mirasın korunması ilkeleri çerçevesinde de büyük önem taşımaktadır. 1954 tarihli Silahlı Çatışma Durumunda Kültürel Varlıkların Korunmasına Dair Lahey Sözleşmesi, UNESCO’nun kültürel mirasın korunmasına ilişkin uluslararası belgeleri ve diğer ilgili hukuki mekanizmalar, kültürel varlıkların korunmasını uluslararası sorumluluk konusu olarak ele almaktadır.

Batı Azerbaycan’da Azerbaycan halkının tarihî ve kültürel izlerinin araştırılması, belgelenmesi ve bilimsel literatüre kazandırılması bugün özellikle önemlidir. Çünkü hafıza korunmadığında, tarih hakkındaki tasavvurlar da değiştirilebilir.

Benim için bu konu yalnızca bir bilimsel araştırma konusu değildir. Batı Azerbaycan hafızası, mensubu olduğum Göyçe topraklarının, onun insanlarının ve yaşadığım aile hafızasının da bir parçasıdır. Bu nedenle bu konuda yazmak benim için hem yaratıcı bir çalışma hem de manevi bir sorumluluktur.

Tarihî hafızanın en büyük gücü, onun belgelenmesidir.

Silinmeye çalışılan izler araştırılmalı, korunmalı ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.

Sona Abbasəliqızı İsmayılova
Yazar – Yayıncı, Gazeteci
Batı Azerbaycan Kadınlar Şurası Üyesi

Hiç yorum yok